humpty dumpty |
The Moon shines Bright, The Stars give a light, And you may kiss A pretty girl At ten a clock at night |
Utanmadım tumblr support a mail attım javascript hatası alıyorum login olamıyorum yardım edin diye. İş yerinden tumblr a girmek çok önemli benim için ne yapayım?
O değil de, Mad Men in yeni sezon ne öyle ya? İzlenilesi, sevilesi, bayılınası… Diğer sezonları böyle sevmemiştim. Benden demesi. Resimdeki sahne bölüm 7 den. Çok iyiydi, gerçekten fazla iyiydi.
Gerizekalı explorer ve güvenlik ayarları nedeniyle ofisten giremiyorum artık tumblr a. Gün içinde en yaratıcı olduğum saatlerde kısıtlanmış, engellenmiş hissediyorum. Tumblr mesaimdeki düşüşün nedeni budur, benden değil.
Projeler yoğunlaşırken bu dönem yüksek lisans derslerimi halletmiş olmama ne dersiniz? Bir ara teze de başlamak gerekiyor sanki. ( bu cümleyi kaçıncı kez kurdum bilmiyorum )
Sabahın köründe kalkma huyumdan azimle vazgeçmiyorum. Sabah uykuları daha çok sevilmiyor muydu ben niye böyle tersim? Bu sabah 6 da uyandım yine. Program olarak yoğun bir günüm var bakalım enerjim yetecek mi?
Sigara diyetine başladığımı söylemiş miydim? 2007 den beri keyfime göre içtiğim sigarayı mesailer bilmem neler derken 3 günde 1 pakete getirince bu işe bir dur demek lazım diye düşündüm. Alıştığım kısımların hepsini kırıncaya kadar içmemeye çalışıyorum. Şimdilik pek başarılıyım pek canım bile istemiyor( zaten havalar ısınınca sigara içmenin hiç tadı olmuyor) da son dönemde peydah olan baş ağrısı bundansa eğer bağımlıymışım ben demem gerekecek. Şimdilik bağımlılık belirtilerini göstermiyorum diye düşünüyorum.
İstanbul bir garip. Haftaiçleri hava gayet güzel olup olup her haftasonu bir yağmur bir şey çıkarması fena. Özellikle cuma günleri iş çıkışını bekliyor gibi. Dün neydi öyle 2.5 saatte geldim eve. Önce boğaz köprüsünden sonra haliç ten atlayacaktım.
Sürekli sivilce çıkarışım yediğim abur cuburdan mı yoksa ergenliğe geri mi dönüyorum? Bir doktora gidip bana sivilce ilacı lazım demediğim kaldı. Aynı lisede gibiyim.
Geçen müzik klasörümü karıştırıyordum yol şarkıları diye bir klasör buldum. Şarkı seçimi konusunda depresif bir insanım, en eğlencelik şarkılarımın salsalar, rumbalardan oluştuğunu bile iddia edebilirim. Ama yine de bilgisayarımdaki en eğlenceli rock parçalarını buraya toplamış olmam beni şaşırttı. Bilgisayarımda böyle şarkılar varmış.
Sabah uyandığım ve adını sanını hatırlayamadığım şarkıyı shuffle ın getirip önüme koyması günümün güzel geçeceğinin bir işareti mi yoksa?
Yarın diploma törenim var, tezimi vermeden de kep atabiliyorum, yey! Ama mesai yapmam gerekecek sanırım. Analistimden haber bekliyorum ki törene vizem çıksın. Bence gidebileceğim, inanıyorum.
Geçenlerde bir telefon geldi. Çalıştığım banka beni iş görüşmesine davet ediyordu. Bilen bilir “dış kaynak” diye bir kavram var. Kimi şirketler yasal yükümlülüklerinin bir kısmını yerine getirmemek, gerektiğinde iş anlaşmalarını daha kolay feshedebilmek için “dış kaynak” adı altında kendi projelerinde çalışan ama bordrösü bir başka firma üzerinde olan çalışanlarla çalışmaktalar. Ben de işi kabul ettikten sonra bu şekilde “dış kaynak” olarak girdiğimi fark etmeseydim eğer carlayıp mutlu mesut kadrolu bir çalışan olabilirdim. Ancak bilemedim ben onu…
Neyse işte bölüm müdürüm, genel müdür yardımcım sağolsunlar bana yoğun istek yapmışlar, banka tarafı da bakmış bir engel yok “biz sizi tanımak istedik” adı altında ne kadar maaş istediğimi öğrenmek için davet edildim. Gittim, gittim de insan kendi çalıştığı firmayla insan kaynakları görüşmesi yaparken takım elbise giyemez ki! Kot tshirtle gidiyorum ben ofise ne yapayım derken staja giderken giyerim diye aldığım bir elbisem vardı etiketi üstünde dolabımda eskiyen, onu giyeyim dedim. Giydim de, beni görenlerin yorumu hep aynıydı: “Akşama salsaya gidiyor gibisin!” Ya ben yanlış etiketlemişim elbiseyi ya da üzerimde çok şahane oldu, ben detaylarla güzelleştirdim ondan böyle gördü insanlar :P
Neyse efenim gittim, görüştüm, konuştum, biz size teklifle döneceğiz dediler. Döndüler de sağolsunlar, ben de bir iki düzenleme sonrasında kabul ettim. Bu kadar şeyi niye anlattım? Ha evet şimdi ben geçen yıl işe 1 mayıs ta girmiştim. Şimdi tekrar kendi firmamda işe giriş tarihim 1 Haziran. 14 günlük izin hakkımı kullanamadan iş değiştiriyor ve izinlerimi sıfırlıyorum. Bu yaz da mı bana günler uzun, kurak ve sıcak? Patroniçemle görüşüp bana 1 hafta verelim diyeceğim yoksa kafayı yerim bütün projeleriniz patlar diyeceğim. Bir onun verdiği bir de bayram derken iki yurtdışı gezisi kapatırsam eğer bu yıl değmesinler keyfime! Nereye gitmek lazım ki bu yıl? Var mı fikri olan?
Kimisinin oturup izlemesi lazim dunyayi, kenarda durup ben nerde yanlis yaptim demesi lazim. Oturup kendine uzulmesi, uzuldukce sacmalamasi lazim. Etrafindakileri iyi olmak istedigine inandirmasi ama aslinda iyi olmak gibi bir niyetinin olmadigini saklamaya calismasi lazim. Kendi yalaninda bogulmasi debelenmesi lazim boylesinin hatta yapabilirse o yalanlara baskalarini inandirmasi. Ihtiyaci olan bu cunku.
Neyse ki hicbir zaman o insanlardan olmadim. Neyse ki ne istedigimi genel olarak bildim ve genel olarak tek yapmak istedigim mutlu olmak oldu. Karsimda koskoca bir dunya var beni bekleyen yasamak varken neden durayim, sacmalayayim ki?
Millet oturup dusunedursun valla ben yasamaya gidiyorum. Bu gece, yarin ve obur gun, ve hayatimin geri kalaninda…
I believe in the wonder
I believe I can touch the flame
There’s a spell that I’m under
Got to fly, I don’t feel no shame
The world is mine
The world is mine
The world is mine
Ally McBeal her daim gözbebeği dizilerimden biri olarak kalacak. Bildiğim, gördüğüm pek çok ünlünün diziye bir şekilde girmesi, Ally nin yeni yaş sendromları, tek kalışları, arkadaşlıkları, kalp kırıkları… Bu diziyi sevmek için pek çok neden olduğuna inanıyorum. Ve evet bu şarkı da onlardan biri…
Arabic Belly Dance - Dub da duka
HOW TO LOVE A WOMAN
“You may not be her first, her last, or her only. She loved before she may love again. But if she loves you now, what else matters? She’s not perfect - you aren’t either, and the two of you may never be perfect together but if she can make you laugh, cause you to think twice, and admit to being human and making mistakes, hold onto her and give her the most you can. She may not be thinking about you every second of the day, but she will give you a part of her that she knows you can break - her heart. So don’t hurt her, don’t change her, don’t analyze and don’t expect more than she can give. Smile when she makes you happy, let her know when she makes you mad, and miss her when she’s not there.
-Bob Marley
(Source: jenmtattoos, via sylviahuxtable)
Her ilişki bir bavul yüklüyor sırtımıza. Tecrübe edindim, öğrendim bir daha yapmam diyorken bir yandan yükümüze yük katıyoruz. Eklediğimiz her yeni yük omuzlarımızı biraz daha yere eğiyor, biraz daha kaldıramaz oluyoruz başlarımızı. İlişkilerimizi sırtımızda taşıdıklarımızla zorlaştırıyor, kirletiyoruz. Keşke herkesin hayatında sadece bir kişinin girdiği, bütün hayatını ona bağladığı o dönemlerde kalabilseydik. Keşke bütün hayatımızı tek bir kişiye bağlayabilir olsaydık.
Her denemede daha önce kendimiz için belirlediğimiz bir sınırımızı aşıyoruz ve o aştığımız sınır bizi bilmediğimiz bir dünyayla baş başa bırakırken garipsediğimiz o ortamda beklenmedik şeyler yapıyoruz. O beklenmedikler bir noktadan sonra kanıksanmaya başlıyor ve yeni dünyanın yeni sınırlarıyla yaşamaya başlıyoruz. Her denemede aynı döngü devam ederken her seferinde sınırlarımız değişiyor, farklılaşıyoruz.
Ufak tefek değişiklikler neyse de büyük olanlardan nefret ediyorum.
Titre ve kendine gel
Sen bu şehrin
En varılmaz limanı
Ben bu şehrin
En geçilmez köprüsü
Sen bu şehrin
En yıkılmaz kalesi
Ben bu şehrin
En karanlık kuyusu…
Bu şehrin ışıkları kıskandırır tüm yıldızları
Bu şehrin yağmurları hiç unutmaz aşıkları
Ben bu şehrin en profesyonel yalnızı
Ben bu şehrin en müdavimi ve arsızı
Ben bu şehrin en profesyonel yalnızı
Ben bu şehrin en azılı aşığı…yalnızı…